avatar

Yazı Dizisi ve Notlar

01 Şubat 2013
yazidizisi@sozkonusu.net

Nerdesin Azapay – Dilâver Cebeci

Nerdesin Azapay, kara yerde misin, mavi gökte misin, yerle gök arasında bir kızıl çilede misin? Ulu yurdumuzun dağlarında çiçekler yirmi iki kez ölüp yirmi iki kez dirildi. Ve birkaç yüz yıllık ölüm uykusundan bir daha ölmemecesine dirildik. Hani bir er gelip; ‘’ÇIK EY YÜZBİN MIZRAĞIMIZ’’ demişti ya. Ne yüzbin mızrağı; beş yüz bin sine de cümle pusatlardan güçlü beş yüz bin yürek vuruyor şimdi. Yıl 1951 değil Azapay. Sen iyi bilirsin ki; bir yerde bir gök bayrak düşse, başka bir yerde bir albayrak kalkar. Ha al bayrak, ha gök bayrak. Yâni kıyamet kopana dek bizim bayraklarımız inmez.

Kusura bakma Azapay, ben o gün çok küçüktüm. O buzlu yerde atın sürçmüştü ya… Irkımın en soylu düşlerini ipe vermiştiler ya… Ben o zaman çok küçüktüm. Zayıftım. Gök bayrağı kaldırmaya gelemedim. Büyüklerim de ne tuhaftı bilsen? Küçücük aklım, küçücük bedenim el verse de sana gelecek olsam, iyi biliyorum ki beni kollarımdan tutarak geriye savuracaklar, ‘’ Nene gerek otur oturduğun yerde’’ diyeceklerdi.

Nerdesin Azapay! Ben beş yüz bin yürekten biriyim ki; damarlarımda deli ırmaklar akar, parmaklarımda pulat kalkanlar ezilir. Bana bir yerden ses ver Azapay!

Seni hiç görmedim. Varsın ‘’Divâne’’ desinler ama, görsem bu kadar tanıyamazdım. Nasıl tanıyamam? Çok defa seni teneffüs ettim.

Senin yağmuruna çamuruna, tozuna toprağına karıldığın yer benim yaşama sebebimdir. Bir güzeldin ki, Azapay, belki Tanrı seni hiçbir ere lâyık görmedi.

Nerdesin Azapay! Bir kızım oldu, ona adını verdim. Seni unutanlara, seni bilmeyenlere inat, günde dokuz kez seni anlatıyorum. Bir kızgınım, bir üzgünüm ki sorma… Yaban illerden yaban yeller esti Azapay. Bir çok çaşıt ağızlar, bir çok yabana sözler ettiler. Ayağının tozunu düşünmek için bile ‘’Yasak’’ dediler. Gönlümüzce yaşamaya bir adım atamadık. Sen olmasan ne olurduk? Nasıl bir mağlupsun ki yedi iklimde hükmün geçer. Nasıl bir galipsin ki, havaya suya ekmeğe toprağa sinmişsin.

Sonra uyandık Azapay. Herkes ekvatorun gâfil sıcağında güneşe taparken, bizim aklımıza rahmet yağdı. O eski değeri yitmiş sanılan canım küheylanlarla bize ulaklar yolladın.

Nerdesin Azapay! Sesime ses ver. Özledim yüzünü göster. Biz her gün seni çağıracağız.

Çağrımız ebedîdir. Ve bir gün geleceksin Azapay. Şimdi tutsaklara yılda bir kez ‘Konuş’ diyorlar. Tutsaklığın yılı, ayı, haftası mı olurmuş? Tutsağın derya gibi gönlünü kim sıkıştırdı haftaya. Biz, her saniyede altmış bin kez seni çağırıyoruz. İşte onun için geleceksin.

NERDESİN AZAPAY! NERDESİN!

Dilâver Cebeci

(Azapay: Doğu Türkistanlı bağımsızlık kahramanı Osman Batur’un kızı)

Bu Yazıyı Paylaşabilirsiniz

Konuyla İlgili Diğer Yazılar

Yazıların hukuki ve vicdani sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazılar bir başka sitede ancak kaynak gösterilerek kullanılabilir.

Facebook Hesabınızla Yorumlayın

FACEBOOK HESABI KULLANMADAN YORUMLAYIN

E-posta adresiniz gizli kalacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

*
*


4 + = 6

Yazı etiketleri: , , ,
  Başlangıç : Şubat 2011 -- © SözKonusu.net
- Sitemap XML Site RSS -